Yasamin icinden…

Ingiltere’ye yerleseli neredeyse 1 yil oldu (20 gun sonra tam 1 yil). Ben de durup dusundum. Bu 1 yilda neler yasadim, neler burada farkli, nelere alistim, neleri hala yadirgiyorum, bu Ingilizler nasil insanlar… Muakeme bitmedi ama gozlemlerimle ilgili bir liste yaptim. Bunlari ara ara yazip sizlerle de paylasacagim ki buradaki gunluk hayat ve Ingiliz kulturu ile ilgili size de fikir vermis olayim. Konunun felsefesinden cok, gunluk hayatta karsima cikanlari yaziyorum. Hazir misiniz?

Mesela su. Burada musluktan su icilebiliyor. Benim gibi cok su icen ve yerli yersiz susayan biriyseniz burasi bir cennet. Ancak suyun cok sert ve kalkerli oldugunu da soylemeden gecemeyecegim. pH seviyesi 8.4 e cikabiliyor (7 sonrasi tadi degisik gelmeye basliyor). Suyun farkli oldugu hem ictiginizde tadindan, hem caydanligin kisa surede kireclenmesinden hem de sacinizin sertlesmesinden ve zor sekil almasindan anlasiliyor. Yine de tekrar ediyorum, musluktan akan suyu gonul rahatligi ile icmek bir keyif 🙂 Suyu yumusatmak icin filtreli surahiler ve yaninizda tasiyabileceginiz filtreli termoslar var. Biz evde Brita markasini kullaniyoruz, cok da memnunuz. Brita’yi internetten, bir cok marketten veya ev esyalari satan dukkanlardan alabilirsiniz.

Musluk ve sudan bahsedince, tikaclar geldi aklima. Yeni yapilan modern binalar disinda, tipik Ingiliz evlerinin tamaminda lavabo ve kuvetlerde tikac var. sinkNeden derseniz, burada evlerde sıcak ve soğuk su borulari bizdeki gibi muslukta birleşmiyor. Birinden buz gibi; diğerinden de kaynar su akıyor. Eskiden (belki hala yapan vardir) iki suyuda acip, lavaboyu tikacla kapattiktan sonra yuzlerini dolan bu suda yikarlarmis.

Haydi burdan temizlik ile ilgili gozlemime baglayayim…

Ulke, sokaklar cok temiz ama insanlarin temizlik anlayisi genel anlamda bizden biraz farkli. Mesela eve ayakkabi ile giriyorlar. Trende, otobuste, umumi tuvalette çantalarini veya garda paltolarini yere koyabiliyorlar. Hatta trende ayakkabilarini cikartip, trenin tuvaletine yalin ayak da gidebiliyor – tamam ornekleri burada bitiyorum… Veya eve temizlik icin yardimci birini alip, Turkiye’deki evlerde yapilan temizlik standartlarini beklediginizde fazlaca hayal kirikligina ugruyorsunuz. Biz 1 senede 3 farkli kisiye sans vermemize ragmen, verdigimiz paranin cope gittigine karar verdik ve artik temizligi evimizde kendimiz yapiyoruz.

Allahtan evler kucuk…

Aslinda daha once ev konusunda ayri yazilar paylasmistik (onlara buradan ulasabilirsiniz). Ama sanirim Turkiye ile ilgili temel farklindan bahsetmemistik. Ingilizlerin en sevdigim ozelliklerinden biri bizim gibi eskiyi yik, yeni beton katlari cik zihniyeti yok. Tam tersine eski evleri yikmak yerine, bakim/onarim yaparak yeni evlere donusturuyorlar. Sadece eski evleri degil, okullari, kiliseleri, kisacasi kullanilmayan her turlu binayi konut haline getirebiliyorlar. Bunlara “converted” deniyor. Bana en ilginc geleni ise kiliseden eve donusturulenler. Bizim sitemiz icindeki kilise, artik birinin evi.

Tabii bu isin bir de olumsuz tarafi var. Ozellikle Londra merkezde eski Ingiliz evlerini bolerek bir cok daire olusturulmus durumda. Yani gordugunuz iki katlı büyük evlerin icleri oldukca kucuk. Eger bir de kötü tasarlanmış ise icine girdiginizde sizi baya sasirtabiliyor. Örneğin 3 odali diye pazarliyorlar ama gercegini gordugunuzde, 3 odali demeye diliniz pek varmiyor.

Burada bir de eve gelen mektup konusu var. Ben hayatim boyunca almadigim kadar cok mektubu, Ingiltere’ye geldigimden beri aldigimi soyleyebilirim. Her kurum halen iletisimlerinin buyuk cogunlugunu eski usul mektup ve posta yolu ile yapiyor. Ozellikle de devlet kurumlari cunku poste cok ucuz ve guvenli. Bankalarda “yesil” tercihi yapmaniza ragmen, yani “eski usul posta istemiyorum,benimle elektronik posta ile haberlesin lutfen” demenize ragmen, bazi bildiriler yine de normal posta ile gelmeye devam ediyor. Hastaneler, NHS, elektrik ve internet firmalari vs sizinle hep posta yoluyla iletişim kuruyor. Turkiye’deki gibi yerel kargo şirketleri yok. UPS, Fedex vs var ama cok kullanılmıyor.

Ingiltere ve hastasi oldugum meşhur kırmızı posta kutuları… post boxHalen calisiyor. Postacilar gunun belirli saatinde gelip, bu kutulardaki mektuplari alip ilgili adrese ulasmalarini sagliyorlar.

Bir de kulture acayip yerlesmis bir kart alip verme durumu var. Her durum icin olusturulmus kartlar, sadece kart satan dukkanlar var, sizin dusunun. Dogum gunu karti, yeni is tebrik karti, bebek karti, yeni ev hayirli olsun karti, emeklilik karti, olum icin “uzgunum” karti, dogumgunu davet karti, bebek geliyor haber karti… vs vs. akliniza gelen her durum icin dusunulmus, hazirlanmis, milyonlarca cesit kart. Ve Ingilizler, karsiniza gecip duygu ve dusuncelerini soze dokerek ifade etmek yerine kart vermeyi tercih ediyorlar.

Bunun kesin tarihte bir sebebi vardir, arastirip doneyim size 🙂

Yasamin icinden gozlemlerimin ikinci bolumune kadar sevgiyle kalin,

Esra

Reklamlar

2 Comments

  1. Keyifle okuyorum takipteyim. Belki sizin için ilgi alanınızda olmayabilir ama üniversite okumak için ne yapmak gerekli veya çocuklar için yaz okulu seçenekleri neler vb konularında da yazabilirseniz sevinirim, teşekkürler

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s