Gel, gel, ne olursan ol yine gel..

Bu ulkede yasamaya basladigimizdan bu yana sahip oldugum bircok onyarginin farkina varmaya basladim. Sonra bu onyargilarin kaynaginin tamamen icinde yetistigimiz toplum ve degerler butunu oldugunu fark ettim.. Dolayisiyla dunyanin baska bir yerinde sizin yadirgadiginiz seyler cok normal ve gundelik olarak algilanabiliyor.. Dolayisiyla siz de genel gecer dogrularinizi ve bakis acinizi ister istemez sorgulamaya basliyorsunuz..

Bu ulkede yasamaya ilk basladigimiz zamanlarda dikkatimi ceken insanlarin kendilerini diledikleri gibi ifade etme ozgurlukleri oldu. Buyuk, kucuk, zengin, fakir, kadin, erkek demeden… Bu sadece sozel olarak degil gorsel olarak da boyle.. Insanlar diledikleri gibi giyinip, saclarini cilgin (bu cilgin siniflandirmasinda da onyargilarimiz devreye giriyor) renklere boyayip, takip takistirip dolasiyorlar. Bazi aksamlar temali partiler oluyor, patronunuzu sirketten kirmizi bir perukla ya da frenkestein kiliginda cikarken gorebiliyorsunuz. Bankacilik sektorunu bir kenara koyarsak, kurumsal sirketlerde cok guclu kiyafet kodlamalari yok. Sicak havalarda, parmak arasi terlik ve sortla gelen eleman kenara cekilip kiyafeti konusunda uyari almiyor mesela. Ayni sekilde basi kapali ya da kendi geleneksel kiyafetiyle ofise gelende… Hatta genelde farkli milletlerden calisanlari olan ofislerde farkli ulkelerin bayramlari kutlaniyor ve bu konuda bilgilendirme amacli mailler yollaniyor.

Bu ulkede belli bir yasin uzerindeki insanlara „yas 70 is bitmis“ muamelesi yapilmiyor. Bilakis yaslilar giyimine kusamina cok onem veriyor, sokakta yururken ben de yaslandigimda bu kadin gibi gorunmek istiyorum dedigim bir cok insana rastliyorum. Karakterlerini yansitacak sekilde giyinmeye ve hayatlarini surdurmeye devam ediyorlar. Rengarenk kiyafetler, ojeli tirnaklar ve aksam yemeginin yaninda yudumladiklari bir kadeh sarap.. Cogu gunluk olarak spor yapiyor. Yuruyuse cikan, tenis oynayan yasini hayli almis ama ruhu genc insanlarla dolu her yer. Ben de onlarin bu yasam enerjisine kadehimi kaldiriyorum onlari her gordugumde.

Insanlar cinsel tercihlerini de tum dogalligiyla yasayabiliyor bu ulkede. Tum dogalligiyla diyorum, cunku insanlar kiminle sevisecekleri konusundaki tercihlerini de diger tum tercihleri gibi kullanma hakkina sahip. Dolayisiyla iki erkek el ele tutusup yuruyor, iki kadin opusuyor diye kimse gozunu dikip bakmiyor. Bu kisiler ayni zamanda sirketlerde ve ust duzey devlet kademelerinde gorev aliyor ve cinsel kimliklerini saklama ihtiyaci duymuyorlar. Hatta artik evlenmelerinin onunde de yasal bir engel kalmadigi icin, evlenip aile kuruyorlar. Ve inanin bana kimi zaman bir erkekle bir kadinin kurdugu birliktelikten cok daha sevgi dolu, anlamli bir yasantilari oluyor.

Suan Londra‘da izlenme rekorlari kiran muzikallerden biri olan „The Book of Mormon“ Tanri inancini iyiden iyiye sorguluyor ve belli dinsel ogretilerle dalgasini geciyor. National Gallery bu ay ciplaklik konusunu isliyor. Brighton’da dunyanin en buyuk LBGT festivallerinden biri kutlaniyor. Sanat ozgurce icra ediliyor.

Bu ulkede ozgecmisinize dogum tarihinizi, evli olup olmadiginizi yazmaniza, fotograf koymaniza hatta mezun oldugunuz okulu bile yazmaniza gerek yok… Gorusmelerde o gune kadar ki tecrubeleriniz ve hedeflerinizi nasil ortaya koydugunuz kritik rol oynuyor. Sirketlerin pek cogu esnek calisma saatleri uygulamasini hayata gecirmis. Evden calismak kaytarmak olarak algilanmiyor.

Bir kisi ne is yapiyor olursa olsun, evinizin onunden cop almaya gelen, size bir hastanenin resepsiyonunda hizmet veren, postanizi eve getiren, yol calismasi yapan kisi de ayni saygiyi goruyor. Karsilikli selamlasiliyor, tesekkur ediliyor. Bu durum toplumun her seviyesinde karsilastiginiz kisilerin ozsaygilarinda ve gulumseyislerinde kendini belli ediyor. Toplumun en zengin ve en fakir tabakasi arasinda hala cok buyuk farkliliklar olsa da ne mutlu ki hak ettikleri ve gordukleri saygi anlaminda buyuk ucurumlar yok.

Insanlar oy verme zamani geldiginde, verecekleri oyu acikca konusuyor ve tartisiyorlar. Hatta evlerinin penceresine oy verecekleri partinin brosurlerinden asiyorlar. Kisacasi herkes herkesin gorusune saygili, kimse bir digerinin gorusu farkli oldugu icin gidip camina tas atmiyor mesela.

Elbette bu yazdiklarim her an ve her kesim icin gecerli olmayabilir.. Burasi da Alice Harikalar Diyari degil.. Ancak en azindan yasadigim toplumun sahiplendigi deger yargilarinin kisileri cinsel kimlik / yas / cinsiyet / sosyal statu / inanc / politik tercih anlaminda kaliplar icerisine sokmamasi ve ozgurlestirme cabasi bile beni mutlu etmeye yetiyor…

Bu ulkenin sokaklarinda insanlarin kulaklarina Mevlana’nin su sozu fisildaniyor:
Gel, gel, ne olursan ol yine gel…

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s