Yasamin icinden V2

Eveeet nerde kalmistik? Ingiltere’de yasama dair gozlemlerimi paylasmaya devam ediyorum.

Mesela Ingilizlerin mutfak ve yemek kulturu: Neleri var meshur diye dusunuyorum, ilk aklima cok gurur duyduklari “English Breakfast” geliyor. Kuru fasülye, kızarmış domates, yumurta, bacon, mantar, kızarmış ekmek. Kahvaltida asla peynir, zeytin, recel yemiyorlar ve bizim yememize de cok sasiriyorlar.

Bir de meshur “fish and chips”leri var. Kizarmis balik ve patates. Oldukca agir bir yemek. Bir tane guzel adres buldum (http://www.kerbisher.co.uk/) burada baligi izgara yiyebildigim icin seviyorum.

Pazar gunleri geleneksel “Sunday Roast” yiyorlar. Bu yemegi ozellikle Pazar gunu Pub’larda bulabilirsiniz. Bizim firinda kuzu gibi bir yemek.

Bunlar disinda geleneksel fazla bir yemek cesidi yok. Tencere / sebze yemegi zaten yok. Patates gibi kök sebzeler dışında pek sebze yetişmiyor… Sebze demisken buradaki kabak ve salatalik cinsinden bahsetmeden gecemeyecegim 🙂 Kabaklar oldukca koyu bir yesil, salataliklar ise cengelkoy salataliginin yaklasik 4 kati.

Calisan Ingilizler oglen yemeklerinde genelde sandwich ve cips yiyorlar. Sanirim en zor buna alistim. Yani ben hala boyle bir oglen yemegi yemiyorum ama artik onlar yediginde de yadirgamiyorum. Ozellikle de Turkiye’de oglen yemegi yiyebildiginiz, yemekhanesi olan bir sirketten geliyorsaniz, burada bulamamak bir sure caninizi cok acitiyor.

Tum bunlara inat, Londra’yi sevme sebeplerimden biri ise her milletin mutfagini, o milletin kendi ascisindan yiyebiliyor olmaniz ve akliniza gelebilecek her milletin restoranini bulabiliyor olmaniz. Mesela eger caniniz pizza istediyse ve bir Italyan restoranina gidiyorsaniz, o pizzayi kesin bir Italyan yapiyordur (en sevdiklerimden bir tanesi http://www.francomanca.co.uk/restaurants/soho/) veya Japon restoraninda Sushi’yi gercek bir Japon yapiyordur. Caniniz Arjantin steak mi istedi, en kralini bulabilirsiniz. Avusturalya kahvaltisi isterseniz dunyanin diger ucuna gitmenize gerek yok. Bizim en son denedigimiz ve cok memnun kaldigimiz, Balham’daki MILK’e ugramaniz yeter (bu link de surada soyle bir dursun http://www.milk.london/) Tavsiyemi dinleyip buraya giderseniz listeden gozunuz kapali bir smoothie secin, icin ve Baked Eggs yiyin.

Londra’da ayrica tum bu ulkelerinin supermarketlerini bulup, baharat veya yemek iceriklerine ulasmaniz da mumkun.

Ingiltere’de 500.000 civari yasayan Turk varmis. Haliyle Turk izleri de az degil… Kalabaligiz arkadaslar 🙂 Bir cok buyuk supermarkette Turk reyonlari var. Londra’nin kuzeyinde buyuk bir Turk mahallesi var; Harringay. Buraya adiminizi attiginizda kendinizi Londra’da degil, Gaziantep’te hissediyorsunuz. Sira sira Turk esnaf lokantalari, kebapcilar, bakkallar, iceriye “Selamun aleykum” diye girilen erkek berberleri, perdeciler vs var. Burada lahmacun, kunefe ozleminizi de giderebiliyorsunuz. Evde borek yapmak icin yufka, beyaz peynir, lor da alabiliyorsunuz. Satilan tum urunler Turk markasi tabii. Ayrica Londra merkezde simit sarayi ve kahve dunyasi var. Simit (ya da bizim Izmir usulu Gevrek) cekerse caniniz, merkeze inmeniz yeterli.

Capture
The Curchill Arm Pub, Londra

Public house” ve tarihi 1800 yillara dayanan Pub’lar ise Ingiliz kulturunun icine islemis durumda. Pub’lar her yerde, sehirde, merkezde, kasabada, mahallede. Gencinden yaslisina herkesin bulusma noktasi. Hatta ailelerin Pazar bulusmalarini, aile yemeklerini yaptiklari ortak alan diye de dusunebilirsiniz. Coluk cocuk giriyor iceri (yanlis anlasilma olmasin, resit degilseniz hayatta icki satmazlar. Bana gecen gun kimlik sordular, zevkten dort kose oldum :)) Hatirlarsaniz Ingiltere’de evlerin kucuk oldugundan bahsetmistim. Evlerin genel mimarisine bakarsaniz, salonlar yok denecek kadar kucuk. Cunku genelde evde yemekli misafir agirlamaktansa, aileleri/dostlari pub’larda yemekli agirlamayi tercih ediyorlar. Bu tarz yemek icin gidilen pub’lara “gastro pub” deniliyor.

 

Alkolsuzlere gececek olursak; Ingiliz’ler cokca cay tuketiyorlar ve caya süt koyuyorlar. Siyah cay ictiginizde, size de zehir zikkim iciyormussun gibi bakabiliyorlar. Bes cayı gelenegi halen devam ediyor. Hatta cok keyifli luks cafeler, otellerde hala bes cayi icin ozel menuler olusturarak gelenegi yasatiyorlar. Timeout’un onerdigi adreslere bir goz atin derim (http://www.timeout.com/london/food-drink/afternoon-teas-in-london)

16732521.jpgBu kadar farkli yemek yeme ve pub’a gitme aliskanliklarina ragmen yolda obez insan gormuyorsunuz. Hatta gunun her saatinde, her yerde (sokakta, parkta, ormanda, yol kenarinda) kosan insanlar goruyorsunuz. Bu kadar park bahcenin oldugu bir ulkede, kosmamak olmaz gercekten. Bilen- bilmeyen, amator- profesyonel, genc-yasli herkes kosuyor. Kosmayanlar ise illa bir baska spor daliyla ugrasiyor. Dunyaca unlu Wimbledon Tenis Turnuvasinin 1877 den beri burada oynaniyor olmasi, tabii ki tenis sporunu da burada oldukca populer hale getirmis. Bisiklet ise hem spor amacli hem de ulasim araci olarak cok kullaniliyor. Bu sene olimpiyatlarda pist bisikleti alaninda simdiden 6 altin madalya kazanmis durumda Ingilizler.

Dunyaca unlu futbol kulupleri ve Ingilizlerin fanatikligi oldukca meshur zaten. Yuzme, badminton, rugby, kriket, golf ise yine en cok yapilan sporlar icinde burda. Spor yapma aliskanligi burada kucuk yasta asilaniyor ve istisnasiz her Ingiliz en azindan bir spor dalina merakli.

Gozlemlerim V3 ile devam edecek. Bizi takipte kalin 🙂

Sevgiler

Esra

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s