All change please, all change!

Londra’ya tasindigimiz hafta Berk hemen isbasi yapmisti. Benim ise baslamama bir hafta daha vardi. Yer yon konusunda kendine hic guvenmeyen ben, elimde Londra metro haritasi, sehrin altini ustune getirdim. Tabii bu haritayi dogru okuyup anlamam da biraz vaktimi aldi tahmin edeceginiz uzere. Farkli renkteki metro hatlari, aktarmalar, ayni metro hattinin farkli duraga giden kollari..  Kaybolmaktan keyif almayi ben bu sehirde ogrendim.

Londra’da sehir merkezinin neresinde olursaniz olsun yaklasik 15-20 dakika yuruyus mesafesinde bir metro duragi bulabilirsiniz.  Ustelik, sizi ortaokulda arkadasinizin evinden arabayla almaya gelen babaniz kadar tanidik, guvenilir ve dakik. Ustelik artik 7/24 calisiyor.

Iyi bir gozlemciyseniz, metroda yolculuk ederken yapacaginiz gozlemler bu ulkede yasayan insanlarin kulturu ile ilgili size onemli ipuclari veriyor. Metronun kapisi acildiginda iceriye kendini atmadan once metrodan ineceklere yol vermek, metronun en yogun saatlerinde birileriyle omuz omuza iken bile goz temasindan kacinmak, yer altinda internetin olmadigi bu harika zamandan istifade edip kitap ve gazete okumak (metroya inerken hergun cikan ve ucretsiz dagitilan gazetelerden birini almaniz mumkun) platformda sari cizginin gerisinde durmak (bknz: Mind the Gap) metroda yerinizden kalktiginizda koltukta birsey birakip birakmadiginizi kontrol etmek, yaslilara, cocuklulara, hamilelere, engellilere yer vermek…

Londra’da hamile kalirsaniz metrodaki yetkililerden uzerinde „baby on board“ – bebek yolda gibi cevirilebilir sanirim – bir rozet aliyorsunuz. Bu rozet sayesinde hamileliginizin basindan itibaren metroya biner binmez oturarak seyahat etme avantajini yasiyorsunuz. Cocugunuz olduktan sonra da bu sefer cocuklu oldugunuz icin insanlar size yer veriyor. Yani Londra’ya tasinip hamile kalirsaniz, bilinki 2 seneye yakin metroda oturarak seyahat garanti.

Gerci bu noktada ozellikle cocuk sahibi olduktan sonra metro yerine otobusu tercih etmeye basladigimi eklemeliyim. Otobuslerde bebek arabasini rahatca koyabileceginiz bir alan var. Ustelik, otobuse inip binerken acele etmenize gerek yok, cunku durakta otobus soforu herkesin rahatca inip bindigine emin olmadan gaza basmiyor. Yani demem o ki bir acele yok… Zaten otobuslerin hangi duraga ne zaman gelecegi belli. Cogu durakta zaman gostergeleri var. Eger yoksa telefonunuza indireceginiz bir uygulamadan bu saatleri takip edebiliyorsunuz. Otobusler genelde iki katli.. Londra’yi gezmeye geldiyseniz para verip ozel sehir turuna katilmaktansa, ayni rotayi izleyen otobuslerin ust katinda en ondeki koltuklara kurulup onunuzde boylu boyunca uzanan camdan disariyi keyifle izleyebilirsiniz. Ayrica otobusler eglence amacli da tahsis ediliyor. Parti verecekseniz ici disko isiklari ile aydinlatilmis, dugune davetlilerinizi ulastirmak icin dugun araci olarak suslenmis, 5 cayini Londra turu yaparken icmek isterseniz icine masalar kurulmus, dolayisiyla bu aktivitelere uygun duzenlenmis cift katli otobusler mevcut. 

Annem ve babam Regent Street’de acik havada ulasim muzesini dolasirken

Eger nehir ustunde ulasimi tercih ediyorsaniz, kisitli olmakla birlikte yasadiginiz ve calistiginiz bolgeye gore Thames uzerinden de ulasim saglamaniz mumkun. Ozellikle turistik amacli geldiyseniz, Westminster Pier’den Greenwich’e kalkan Thames Clippers oldukca keyifli bir ulasim. Ustelik yol boyunca Tate Modern, Shakespeare’s Globe ve meshur Tower Bridge’i de oldukca yakindan gormus oluyorsunuz.

Duydugum kadariyla orada araba da, benzin de cok ucuz, ben illa kendime araba alacagim derseniz, dikkat etmeniz gereken en onemli konu park sorunsali. Sehir icinde oyle istediginiz yere araba park edemiyorsunuz. Her sokagin, haftanin, hatta gunun belli saatlerinde park edebileceginiz yerleri var. Bir kismi parali, bir kismi serbest. Diyelim parali bir yere arabanizi biraktiniz ve telefonunuzdaki uygulamadan gerekli park parasini odediniz, sohbetiniz biraz uzadi. Arabanin park suresi 16:00 da doluyor. Saat 16:03 de arabanin yanindasiniz. Aman ne olacak 3-5 dakikadan demeyin. O 5 dakika icerisinde 100£ a yakin ceza odemeniz mumkun cunku her sokakta belediyenin gorevlendirdigi park gorevlileri var. Siz bu gorevlileri genelde gormuyorsunuz onlar tam sizin park surenizin bitiminde ortaya cikiverip sonra yok olan kuyruklu yildizlar gibiler. Bir de unutmadan, arabanizla hafta arasinda sehir merkezine gitmeyi planliyorsaniz ek bir ucret odemeniz gerekli (bknz:congestion charge) cunku herkesin arabasiyla sehir merkezine gelip kalabalik etmesini istemiyorlar. Toplu ulasim bu yuzden var.. Bana kalsa ben burada araba kullanmadan hayatimi cok rahat surdurebilirim cunku toplu ulasim hem cok konforlu hem de cok guvenilir. Ustelik otobusler icin ayrilmis olan seride siyah taksiler haric diger araclar giremediginden toplu ulasim trafikli saatler icin daha hizli bir alternatif. Ancak Eylul ortasi itibari ile Leo’yu sabahlari arabayla yuvasina birakmamiz gerekecegi icin bende ehliyet almak icin basvurdum, onumuzdeki ay ters yonde akan trafikte yollara dusecegim, bu surecteki tecrubelerimi de sizlere aktarmayi planliyorum.

Ve son olarak favori ulasim aracim trenler. Baktiniz sehirden uzaklasip farkli bir yerler gormek pesindesiniz, ben derim ki o zaman atlayin trene Cambridge, Oxford, Sussex, Brighton.. Baslayin kralligi gezmeye.. Hayal gucunuze bagli olarak St Pancras da 9 ¾ uncu platformdaki duvarin icinden gecip Hogwarts’a da gidebilirsiniz. Tren biletleri ne yazikki cok pahali ancak onceden internetten bilet alirsaniz, ya da 3 kisiden fazlaysaniz faydalanabileceginiz indirimler var. Detaylar aklinizda bulunsun bolumunde..  Bir de trenle Londra’ya sehayat ederseniz, Londra’daki bircok atraksiyonda kullanabileceginiz %50 indiriminiz oluyor… Ayrica gunubirlik Paris’e de trenle gidip gelebilirsiniz. Zamanda yolculuk yapmak isterseniz o zaman West Somerset Railway hattinda hala buharli trenler calisiyor. Bir haftasonu bu hat uzerinde seyahat edip, cok keyifli bir kasaba olan Dunster da konaklayabilirsiniz.

Bir kitap, baska bir yolcuyla yapilan kisa bir sohbet, pencerenin disinda akan dunya, sizinle ayni yere giden ama farkli hikayeleri olan onlarca insan…  Bir yerlere ulasmaya calisirken, gecen zamandan da keyif almali insan.. Simdiden iyi yolculuklar.

Konu basliginin ne anlama geldigini merak edenler icin not: Londra’ya ilk geldigimiz zaman, metroda seyahat ederken, bir anda herkes metrodan inivermis ben iceride kalmistim. Sonra makinist bu buyulu sozleri soylemisti: “All change please all change” Meger bu soz zaman zaman trenlerde belli duzenlemeler sebebiyle tren degisikligi yapilacaginda son duraga gelmeden herkesin treni bosaltmasi icin kullaniliyormus. Ne olur ne olmaz siz de benim gibi yapayalniz trende oturup bos gozlerle etrafa bakmayin diye onu da buraya not duseyim istedim.

 

 

Reklamlar

1 Comment

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s