Bak su konusana!

Leo gectigimiz hafta iki yasina basti. Biz de dun kendimizi en sevdigimiz parklardan birine atip dostlarimiz ve Leo’nun yuvadan arkadaslariyla birlikte keyifli bir kutlama yaptik. Turk / Ingiliz / Brezilyali / Italyan / Ispanyol arkadaslarimizla sohbet ederken fark ettik ki cok kucuk yastan itibaren Leo bir cok dil ve kulture taniklik ederek buyuyor. Bir de iki dil konusma durumu var tabii.

Beni yuvada gorur gormez ilk verdigi tepki “Mummy’s here” olurken, yuvanin kapisindan ciktigimiz andan itibaren “anne nerede araba?” ya donuyoruz. Zihninin icinde olgunlasan bu iki dil arasindaki gecisleri izlemek inanilmaz keyifli.

Dil bilimciler farkli dillerin saglikli gelisimi icin, anne ve babanin kendi anadillerinde cocuklari ile konusmalarini oneriyorlar. Ornegin Leo’nun gittigi yuvada, annesi Ispanyol, babasi Misir’li bir cocuk var. Annesi ve babasi aralarinda Ingilizce konussalarda, cocukla kendi anadillerinde konusuyorlar. Dolayisiyla cocuk 3 dili ayni anda ogreniyor. Farkli dilleri konusarak buyuyen cocuklarin, konusmasinda gecikme olabilecegi soyleniyor. Ancak anladigim kadariyla bu cocuguna da bagli. Leo’nun sinifindaki cocuklarin neredeyse %80 i farkli milletlerden olmasina ragmen, hepsi suan farkli dillerde kendilerini ifade edebilir durumda.

Ozen gostermeniz gereken konu cocugunuz sizinle Ingilizce iletisim kurmayi tercih etse bile, sizin ona Turkce cevap vermeniz. Ornegin Leo arabaya bindigimizde “this way” dediginde ben ona donup “bu taraftan mi gidelim oglum” diye soruyorum. O da “buradan” diye cevap veriyor. Dolayisiyla ogrenmeye acik olduklari bu donemi iyi degerlendirmek onemli.

Zaman zaman Leo’nun kurdugu cumlelerin ne oldugunu cozme yarisina girip komik anektotlar da yasiyoruz. Ornegin, Leo gunlerce ayakkabisini giydirirken bize “shoe” diyormus biz “su” dedigini dusunup cocuga su icirmeye calisiyorduk 🙂 Kendi kendine oynarken ya da konusurken genellikle tercih ettigi dil, evde bile olsak, Ingilizce. Sanirim bu yuvadaki oyun dilinin Ingilizce olmasindan ve her gun neredeyse 10 saatini yuvada gecirmesinden kaynaklaniyor. Ornegin parkta salincak sirasi Leo’ya geldiginde kendi kendine “It’s Leo’s turn” diyor. Ancak ben ona hep bekle diye telkinde bulundugum icin sira beklerken donup benimle goz goze gelirse “bekle” diyor. Benim Turkce konustugumdan da haberdar yani 🙂

Bugun de babasiyla ben, parka giderken yolda durmus birisiyle konusuyorduk, donup bize “come on guys” diye seslendi. Buna bizimle birlikte etrafimizdaki insanlar da cok guldu. Tabii tezahurat gordugu hersey yerlesiyor. Bir sure bu cumleyi siklikla kullanmasi olasi. Soyledigimiz tekerleme ve sarkilarin cogu Ingilizce, ancak su sira dedemiz sagolsun Baris Manco’dan “arkadasim essek” dinlemeye basladik. Hatta her gun bir kere dinlemeden duramiyoruz 🙂 Kucuklugumuzde soyledigimiz “kirmizi balik” benzeri tekerlemeleri ve cocuk sarkilarini hatirlamakta fayda var.

IMG_4166

 

Bir de iki farkli dilin bir araya gelmesiyle olusan cumleler var ki, evlere senlik. Ornegin “my sut”, “I want to banyo”, “Anne’s ayak” turkce kelimelerle ingilizce cumle kaliplari ve dilbilgisinin ustalikla harmanlanmasindan dogan Leo’ya ozgu bir dil. Evdeki kitaplarin cogu Ingilizce, gerci biz Turkce okuyoruz. Ancak bir sure sonra okumayi soktugunde Turkiye’den bol bol kitap getirtmemiz gerekecek. Kisacasi dilin uzerine dusmek / dusunmek muhim.

Bir de Leo’nun agzindan dusurmedigi “thank you anne” ve “thank you baba” var. Geceler boyu kucaginizda uyuttugunuz o minicik adamin buyuyup size tesekkur etmesi inanilmaz bir keyif o apayri… Ancak dikkati cekmek istedigim nokta, 2 yasindaki bir cocugun hangi noktalarda tesekkur etmesi gerektiginin ayirdina varmasi ve bunu hic atlamamasi. Yuvadan ayrilirken ona kapiyi tutup gecmesini bekledigim icin, altini degistirdikten sonra “thank you anne” yemegini yedirdikten sonra, bardagina su koyunca “thank you baba”… Dil icine dogdugumuz ama ayni zamanda hayatimizi ve yasantimizi da sekillendiren bir olgu. Leo’nun etrafinda olup bitene duyarli ve tesekkur etmeyi bilen bir cocuk olarak yetismesi benim icin cok onemli. Simdiden icinde yasadigimiz toplumun yapitaslarinin bu kucucuk yasta olustugunu gozlemleyebiliyoruz. Ingilizce olmasina ragmen duzeltmedigimiz tek cumle “thank you” hem turkcesi cok zor hem de bazen onemli olan kullanilan dilden cok niyet.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s